in hand

  1. (a) hazır, elde mevcut, emre âmade.
    money in hand. (b) hazırlanmakta, yapılmakta.
    The work
    is now in hand: İş ele alınmıştır/yapılmaktadır. (c) gözaltında, kontrol altında.
    The situation is now in hand: Durum kontrol altına alınmıştır (Şimdi duruma hakim bulunuyoruz).
    These children need taking in hand: Bu çocukları yola getirmek gerekir.
kozlarını elinde tutmak Verb
çantada keklik
garantili şey
hazır kıymetler Noun
halihazır değerler
işte olmak Verb
kontrol altında olmak Verb
çalışmakta olmak Verb
hazırlanmakta olmak Verb
eldeki senetler Noun
portföydeki senetler Noun
saygı ile, saygılı bir tavırla, hürmetkârane,
mec. mahcup/pısırık bir tavırla.
I hope the unions
don't go cap in hand to the government again.
elde mevcut para
kasada mevcut para
kasa mevcudu
züğürt
parasız kişi
alçakgönüllü
eldeki suretler Noun
(a) el ele, (b) elbirliğiyle, işbirliğiyle, beraber, yanyana.
Doctors and nurses work hand in hand
to save lives. Dirt and disease go hand in hand.
saygı ile, kemali hürmetle, mütevaziyane, tevazu ile.
elde yaklaşık bir buçuk aylık stoku kalmış olmak Verb
kasa da parası olmak Verb
kasada parası olmak Verb
el de çok parası olmak Verb
elde çok parası olmak Verb
elinde bir işi olmak Verb
el inde bir işi olmak Verb
duruma hâkim olmak Verb
sunulmuş bulunan mektup
elde bulunan mektup
tartışılan konu
elde mevcut para
el de mevcut para
peşin para
eldeki siparişler (işleme tabi tutulmuş siparişler Noun
eldeki konuyla ilgili
bir konuyu incelemek Verb
mevcut mal stoku
elde mevcut meblağ
konu yu ele almak Verb
bir konuyu ele almak Verb
(bir işi) ele almak, idaresini ele almak, bir işe girişmek.
birinin sorumluluğunu üstlenmek Verb
bir şeyi ele almak Verb
(a) duruma hâkim olmak.
We have the matter in hand. The children must be taken in hand. (b) girişmek,
ele/üstüne almak, deruhte etmek.
The superviser promised to take the matter in hand.
eldeki toplam iş miktarı
elde mevcut para olmama
eldeki iş
el deki senetler el sıkışarak
kasadaki ve bankadaki nakit
biriyle el ele gitmek Verb
iki el inde de bir kitap
bir şeyde acemi olmak Verb
bir suçlunun elinde oyuncaktan ibaret olmak Verb
benli olmak Verb
biriyle tıpatıp uyuşmak Verb
eldeki kuş.
A bird in (the) hand is worth two in the bush: Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir.
birinin eline bahşiş sıkıştırmak Verb
bir işi üzerine almak Verb
eli alışmak, usta olmak.
elini çekmemek, devamlı meşgul olmak.
(yetkili kimseye) tevdi/teslim etmek, vermek.
The tests were handed in to the teacher.
hand
in one's resignation: istifasını vermek.
rapor vermek Verb
bir telgraf yollamak Verb
telgraf vermek Verb
tamire vermek Verb
… ile sıkıfıkı, çok samimî/yakın, canciğer, aradan su sızdırmamacasına (özellikle fena bir kimse veya
şeyle sıkı işbirliği için kullanılır).
istifasını vermek Verb
muallakta olmak Verb
askıda olmak Verb
(içinde) parmağı olmak, ilgisi/dahli olmak, kısmen sorumlu olmak.
He has his hands in everything:
Her işte onun parmağı var.
He has a hand in the theft.
bir işle ilgisi olmak, bir işte parmağı/dahli olmak.
bir işte parmağı olmamak Verb
iyi nişancı olmak Verb
birini avuç unda tutmak Verb
(birisini) avucunun içine almak, bir kimse üzerinde büyük nüfuz ve kudreti olmak.
güzel bir elyazısıyla Adverb
el yazısıyla
elinde, uhdesinde, yetkisi dahilinde.
in someone's hands: birisinin uhdesinde/ihtimamı altında.

in good hands: emin/güvenilir ellerde.
kendi el inde
kendi elinde
bir parmak oynatmayla
imzam ve mührüm buna tanıktır
elini oyundan çekmemek Verb
formunu bozmamak Verb
pratiğini kaybetmemek Verb
alışkanlığını/melekesini kaybetmemek.
He tried to keep his hand in at tennis by playing a little at least once a week. Verb
bir şeye katlanmak Verb
ilgisini/alâkasını devam ettirmek, ilgisini kesmemek, bir işle sürekli olarak meşgul olmak, hünerini/melekesini
kaybetmemek, üstünde devamlı çalışmak.
elini cebine atmak Verb
keseyi açmak Verb
elini (para için) cebine atmak Verb
işi ele almak Verb
kendi eliyle imzalamak Verb
kendi eliyle imza atmak Verb
satışa hazır mal stoku
bir işe iştirak etmek Verb
müzakereye katılmak Verb
işe kendi el atmak Verb
işe bizzat kendi de el atmak Verb
mülâyim görünüş altında çelik gibi irade.
yenilgiyi/mağlûbiyeti kabul etmek, pes demek, vazgeçmek.
para çalarken/suç üstü yakalanmak.
… ile iyi uyuşmak/anlaşmak, dostça geçinmek, yakın dost/arkadaş olmak, sıkıfıkı olmak, aralarından su sızmamak.
bir şeyi eliyle tartmak Verb
el yazısını değiştirerek mektup yazmak Verb
tanınmaması için yazısını değiştirerek mektup yazmak Verb
el yazısını değiştirerek mektup bu yazmak Verb
mektubu kendi eliyle yazmak Verb
her şeyi kendi eliyle yazmak Verb
kendi yazısını tanınmasın diye bozarak yazmak Verb
beceriksizce yazmak Verb
beceriksiz bir şekilde yazmak Verb
inci gibi yazmak Verb
bir şeyi kendi el yazısı ile yazmak Verb
bir şeyi kendi eliyle yazmak Verb